Istanbul Türkçesi

İstanbul Türkçesi, bugünkü yazı dilimizin, başka bir ifadeyle edebî dilimizin temelini oluşturan, yöresel ağız ve lehçelerden etkilenmemiş gerçek Türkçe olarak adlandırılan Türkçe’dir.

Türkiye Türkçesinin genel kabul görülmüş ve yazı diline aktarılmış şekli, İstanbul ağzından gelişmiştir. İstanbul’un yüzyılların kültürel merkezi ve başkenti olması bunun en temel sebeplerindendir.

Anadolu'da özellikle Karadeniz Bölgesi, Güneydoğu Bölgesi ve de Ege Bölgesi'nde ağız farklılıkları apaçık gözlenmektedir. Bakınız Tablo-1.

Tablo 1 : Türkçe'de Ağız örnekleri (http://tr.wikipedia.org/wiki/Türkçe adresinden alıntı)

Ölçünlü İstanbul Türkçesi

Rumeli

Karadeniz

Doğu Anadolu

Ege

kayacağım gayacaim kayacağum kayim gayıvecem
ağladığım kadar agladıgım ka' ağladuğum kadar ağ:ladıgım gadar ağ:ladığım gada:
gördüğüm güzel kız gürdügüm güzel kız körduum küzél gız gördügüm gözel gız gördüğüm güzel gız
ne yapıyorsun? n'apacag imiş n'âbacağ sin nedisin napca:mış
yağmura mı bakıyorsun? yagmura mi bakaysın ya:mora mi pakaysun yağmura mı bakisin yağmıra mı bakıyon
koşacağım koşaca’m koşacağum goşacam goşcem

Ancak yerel ağızlar, genellikle insanların belli bir eğitim ve kültür seviyesine ulaşması ile yavaş yavaş terk edilmekte ve toplumda çoğunluğun konuştuğu ağız (yazı dili, kurumsal dil) kabul görmektedir. Buna mukabil, İstanbul’un her geçen gün, artan sayıda Türkiye’nin her yerinden göç alması, doğal olarak eskiden terbiyeli ve ölçülü bir ses tonuyla tane tane konuşulan İstanbul Türkçesinin bozulmasının en büyük etkenlerinden biri olmuştur.

İstanbul’da günümüzde özellikle gençler arasında geçen konuşma örneği ve bunun İstanbul Türkçesi ile ifade edilişi;

-Elif parayı bi bulalım isticem seni pederinden, bak o zaman nasıl verecek senin kel!

-Elif’ciğim hele bir elim bollaşsın seni babandan isteteceğim, eminim babanla çok iyi anlaşacağız.